Haber

OSMANLI TEŞKİLATI GENEL BAŞKANI DR. MEHMET ALİ ARSLAN: “DÜNYA BEŞ DEVLETİN VETOSUNA MAHKÛM EDİLEMEZ!”

Genel Merkez

“KÜRESEL BARIŞIN ANAHTARI GÜÇLÜLERİN AYRICALIĞINDA DEĞİL, ULUSLARARASI HUKUKUN HERKESE EŞİT UYGULANMASINDADIR!”


“KÜRESEL BARIŞIN ANAHTARI GÜÇLÜLERİN AYRICALIĞINDA DEĞİL, ULUSLARARASI HUKUKUN HERKESE EŞİT UYGULANMASINDADIR!”

Osmanlı Teşkilatı Genel Başkanı Dr. Mehmet Ali Arslan, dünyada giderek derinleşen savaşlar, insani krizler ve uluslararası sistemin işleyişine ilişkin değerlendirmesinde, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin mevcut yapısının yeniden ele alınması gerektiğini belirtti. Arslan, beş daimi üyenin veto yetkisine dayanan sistemin küresel adalet ve temsil açısından ciddi tartışmalar doğurduğunu vurguladı.

“DÜNYA BEŞ ÜLKENİN KARARLARINDAN İBARET DEĞİLDİR!”

Osmanlı Teşkilatı Genel Başkanı Dr. Mehmet Ali Arslan, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Bugün dünya siyasetinin en büyük sorunlarından biri, uluslararası karar alma mekanizmalarında güç ile adalet arasındaki dengenin kurulamamasıdır.

Birleşmiş Milletler, bütün ülkelerin barış ve güvenliğini korumak amacıyla kurulmuştur. Ancak Güvenlik Konseyi'nde beş daimi üyenin sahip olduğu veto yetkisi, diğer devletlerin iradesinin etkisini sınırlandırabilmektedir.

Soruyoruz:

Bir insanın yaşam hakkı, hangi devletin çıkarına dokunduğuna göre mi değerlendirilecektir?

Bir ülkede yaşanan sivil kayıplar karşısında uluslararası toplum harekete geçerken başka bir ülkede neden aynı kararlılığı gösterememektedir?

Uluslararası hukuk, güçlü devletlerin çıkarlarına göre farklı uygulanıyorsa dünya kamuoyunun bu kurumlara duyduğu güven nasıl korunacaktır?

Dünya beş devletin mülkü değildir. Uluslararası barış da hiçbir devletin ayrıcalığına teslim edilemez!”

“VETO YETKİSİ, İNSAN HAYATININ ÖNÜNE GEÇMEMELİDİR!”

Dr. Mehmet Ali Arslan, Güvenlik Konseyi'ndeki karar alma sisteminin insani krizler bakımından yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti:

“Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesi Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa'dır.

Bu ülkelerin veto yetkisi, uluslararası barış ve güvenliğe ilişkin önemli kararların alınmasını engelleyebilmektedir.

Elbette uluslararası güvenlik meseleleri karmaşıktır. Devletlerin farklı çıkarları, tarihî sorumlulukları ve güvenlik kaygıları bulunmaktadır.

Ancak bütün bu gerekçeler, sivillerin korunması konusundaki sorumluluğumuzu ortadan kaldırmamalıdır.

Birleşmiş Milletler, savaşları seyreden değil, barış için etkili çözümler üretebilen bir kurum olmalıdır.

Veto yetkisinin özellikle kitlesel sivil kayıpların yaşandığı durumlarda nasıl sınırlandırılabileceği ciddi biçimde tartışılmalıdır.”

“GAZZE'DEKİ ÇOCUKLA AFRİKA'DAKİ ÇOCUĞUN YAŞAM HAKKI AYNI DEĞERDEDİR!”

Arslan, uluslararası toplumun insani krizlere yaklaşımında tutarlı ilkeler benimsemesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:

“Gazze'de, Sudan'da, Ukrayna'da ve dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan acılar bize aynı gerçeği hatırlatmaktadır:

Savaşın en ağır bedelini çoğu zaman siviller ödemektedir.

Bir çocuğun hangi milletten olduğu, hangi dili konuştuğu veya hangi inanca mensup bulunduğu onun yaşam hakkının değerini değiştirmez.

Gazze'deki çocuğun gözyaşıyla Sudan'daki çocuğun gözyaşı arasında ayrım yapılamaz. Ukrayna'daki bir annenin acısıyla dünyanın başka bir yerindeki annenin acısı farklı terazilerde tartılamaz.

Uluslararası toplum, insan haklarını savunurken coğrafyaya, siyasi ittifaklara veya ekonomik çıkarlara göre hareket etmemelidir.

Bizim savunduğumuz ilke açıktır: İnsan hayatı her yerde aynı değerdedir.”

“OSMANLI'NIN TARİHÎ MİRASI BİZE ADALETİN ÖNEMİNİ HATIRLATIYOR!”

Osmanlı Teşkilatı Genel Başkanı Dr. Mehmet Ali Arslan, Osmanlı tarihinin farklı toplumların bir arada yaşaması ve devlet yönetiminde adalet arayışı bakımından incelenmesi gerektiğini de vurguladı:

“Osmanlı tarihini yalnızca savaşlardan ve fetihlerden ibaret görmüyoruz.

Bu tarih, farklı dinlerin, dillerin ve toplulukların aynı siyasi yapı içerisinde yaşadığı uzun bir tecrübeyi de barındırmaktadır.

Elbette her tarihî devlet gibi Osmanlı'nın da başarıları, sorunları ve eleştiriye açık uygulamaları olmuştur.

Bizim bugün üzerinde durmamız gereken mesele, tarihin bütün tecrübelerinden ders çıkarabilmektir.

Devletlerin büyüklüğü yalnızca ordularının gücüyle değil, adaleti ne ölçüde sağlayabildikleriyle de değerlendirilmelidir.

Bugünün dünyasında ihtiyaç duyulan şey yeni imparatorluklar değil, devletler arasında karşılıklı saygıya ve adil işleyen kurumlara dayanan bir uluslararası düzendir.”

“MÜSLÜMAN ÜLKELER YALNIZCA KRİZLERDE DEĞİL, ÇÖZÜM ÜRETİRKEN DE BİR ARAYA GELMELİDİR!”

Dr. Mehmet Ali Arslan, İslam dünyasındaki ülkelerin uluslararası diplomasi, insani yardım, eğitim ve ekonomik iş birliği alanlarında daha etkili çalışmalar yürütebileceğini belirtti:

“Bugün Müslüman ülkelerin önemli bir bölümü savaşlardan, ekonomik sorunlardan ve siyasi istikrarsızlıklardan etkilenmektedir.

Ancak ortak sorunlar karşısında yalnızca açıklama yapmak yeterli değildir.

Ülkeler arasında bilimsel iş birliği, ticaret, insani yardım ve diplomatik eş güdüm güçlendirilmelidir.

Birlik, yalnızca aynı fotoğraf karesinde bulunmak değildir. Birlik, ortak sorunlara uygulanabilir çözümler geliştirebilmektir.

Bu yaklaşım diğer toplumlara karşı bir cepheleşme anlamına gelmemelidir. Aksine, daha geniş bir uluslararası dayanışmanın parçası olmalıdır.”

“BİRLEŞMİŞ MİLLETLER REFORMU ARTIK ERTELENMEMELİDİR!”

Arslan, Birleşmiş Milletler sisteminde reform tartışmalarının somut adımlara dönüşmesi gerektiğini belirterek şu önerileri dile getirdi:

“Güvenlik Konseyi'nin temsil yapısı yeniden değerlendirilmelidir.

Afrika, Asya ve diğer bölgelerin uluslararası karar alma süreçlerinde daha güçlü temsil edilmesi sağlanmalıdır.

Kitlesel insan hakları ihlallerinde veto yetkisinin kullanılmasına ilişkin sınırlamalar tartışılmalıdır.

Uluslararası hukuk kurallarının uygulanmasında devletlerin siyasi ve ekonomik gücüne göre farklı standartlar oluşmasının önüne geçilmelidir.

İnsani yardımın çatışma bölgelerine ulaştırılabilmesi için daha etkili uluslararası mekanizmalar kurulmalıdır.

Dünya değişirken uluslararası kurumların aynı yapıyla bütün sorunlara cevap vermesi beklenemez.”

“DÜNYANIN İHTİYACI YENİ BİR GÜÇ MÜCADELESİ DEĞİL, YENİ BİR ADALET ANLAYIŞIDIR!”

Osmanlı Teşkilatı Genel Başkanı Dr. Mehmet Ali Arslan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Bugün insanlık büyük bir sınavdan geçmektedir.

Teknoloji gelişiyor, ekonomiler büyüyor, devletlerin askerî imkânları artıyor. Buna rağmen milyonlarca insan güvenlik, barınma, gıda ve sağlık hizmetlerine erişim konusunda ciddi sorunlarla karşılaşıyor.

Dünya siyasetinin başarısı yalnızca devletlerin ekonomik büyüklükleriyle ölçülmemelidir.

Gerçek başarı, insanların daha güvenli, daha özgür ve daha onurlu bir hayat yaşayabilmesidir.

Biz Osmanlı Teşkilatı olarak tarihî mirasımızdan hareketle milletler arasında düşmanlık değil, karşılıklı saygı ve adalet anlayışını savunuyoruz.

Hiçbir devlet uluslararası hukukun üzerinde olmamalıdır. Hiçbir millet kendisini diğer milletlerden üstün görmemelidir. Hiçbir çocuğun yaşam hakkı siyasi pazarlık konusu yapılmamalıdır.

Ve bütün dünyaya şu çağrıda bulunuyoruz:

DÜNYA BEŞ DEVLETİN VETOSUNA MAHKÛM EDİLEMEZ!

GÜÇLÜ OLANIN HAKLI SAYILDIĞI DEĞİL, HAKLI OLANIN HUKUKLA KORUNDUĞU BİR DÜNYA DÜZENİ KURULMALIDIR!”

Osmanlı Teşkilatı Genel Başkanı
Dr. Mehmet Ali Arslan